Online :
4
Bugün :
7
Toplam :
140167

Bu tahrik ve dayatmalar nereye kadar?

Sayın Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı halkın çoğunluğu yanında, sanat ve iş çevreleri memnun. Marksizm’den ve soldan gelen birçok yazar-çizer de öyle. Bunu demokrasinin bir gereği, hatta zaferi olarak görüyorlar.
DSP Genel Başkanı Sezer de CHP’nin boykotunu eleştirerek, “Seçilmiş cumhurbaşkanına saygı gösterin” derken, Çetin Altan konuyu başka bir boyuttan ele alarak:
“Neyse, nihayet ak sakallı bir baba ile gözlüklü, güleç yüzlü, başı bağlı bir annenin de çocukları cumhurbaşkanı olunca, duydukları mutluluğa tanık olabildim sonunda...
Eh bu kadarı da yeter bendenize....”
Derken, CHP hâlâ diretiyor. Üç-beş de yazar takımından saygısız, çukur adam saygısızlık ve tahriklerini sürdürüyor. CHP, toplantılara katıldı diye DSP ve MHP’ye öfkeli.
CHP, seçimlerde sandıkta dibe vurmasına rağmen, ders almamış gözüküyor ve ipleri germeye devam ediyor. Bu günlerde de Baykal, “Oy kaybını göze alarak, dayatmalara devam ediyoruz” tarzında lâflar etmeye başladı. Demek ki, CHP halka rağmen inat ve tahrikinde ısrarlı. Bir siyasetçinin, halka rağmen iş yapılamayacağının, politika üretilemeyeceğinin idrakinde olmaması son derece manidar. Durum, altmış öncesi tahriklerini hatırlatıyor.
Eğer MHP, bugünkü olumlu tavrını, seçim öncesinde sergileyebilmiş olsa idi, bugün ana muhalefeti o temsil ediyor olacaktı.
Saymasını bilen sayılır. Hürmet gösteren hürmet görür. Mevlâna’nın dediği gibi, “Şeker götüren, badem helvası yer.”
CHP ve onun dümen suyundaki azınlığın ne demokrasiye, ne millî iradeye ve ne de Meclis’e saygıları var. İhtirasları akıl ve mantıklarının önünde gidiyor. Bu da hem kendilerine hem de ülkeye zarar veriyor.
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, CHP miadını doldurmuş. CHP’nin yapacağı tek şey, Baykal’ı başkanlıktan uzaklaştırıp kendisine yeni bir yol haritası belirlemektir. Aklı eren CHP’liler de bunu söylemiyor mu?
Kavgadan, kaostan kimseye hayır gelmez. Türkiye’nin en büyük şanssızlığı, hâlâ demokrasiye, uzlaşmaya alışamamış lider ve bir takım medya mensubuna sahip olmasıdır. Oktay Ekşi’nin geçenlerdeki yazısı gerçekten anlamlı idi.
Bu kesim sadece ülkeye zarar vermiyor, savunduklarını sandıkları lâiklik ve cumhuriyete de zarar veriyor.
Ortada bir ikinci cumhuriyet lâfları dolaşıyor. Zafer Bayramı’nda bu ikinci cumhuriyetin hüznü varmış. Bazı kendini bilmez yazarlar, emekli paşalarla bayram gecesi yapılan özel sohbetleri, sütunlarına taşıyor. Mübarekler dedikodu makinesi gibi... Genel Kurmay Başkanı’nın uyarısı tokat gibi, ama alan yok...
DTP’nin tutumu da üzüntü verici. Onlar da inatlarını sürdürüyor.
Hele Murat Bardakçı’nın Cumhuriyet’te yazdıkları yenir yutulur gibi değil, sırf tahrik. Bardakçı bu yazısında gelinen noktayı, Nakşi Hâlidî kolunun bir zaferi gibi gösteriyor. Bu kol, Osmanlı döneminde de iktidarı ele geçirmek için çaba sarf etmiş. Bunun gerçekle bir ilgisi yok. Bu konu üzerinde ayrıca duracağız.
Cumhurbaşkanı’nın eşinin ortalıklarda gözükmemesine rağmen, son günlerde bir türlü arkası kesilmeyen tahrikleri görünce insan ister istemez, “Bu tahrikler nereye kadar sürecek” demeden edemiyor.
Gelin de geleceğe endişe ile bakmayın!

Telif Hakkı. Mehmet Ali UZ © 2007. Tüm Hakları Saklıdır.
Bilgi Rehber