Online :
5
Bugün :
40
Toplam :
149983

İhanetin Bedeli Ağır Olur

Zaman zaman söylenir; Türkiye kadar haini ve düşmanı bol bir ülke daha yoktur. Yalnız hainler şunu çok iyi bilmelidir ki, hiçbir ihanet cezasız kalmaz. İhanetin cezasını kendileri çekmezse, mutlaka çocukları veya torunları çeker.
Tarihten birkaç örnek vermek isterim.
İkinci Viyana kuşatmasında Serdar-ı Ekrem Kara Mustafa Paşa, Kırım Hanı Murat Giray’ı Viyana’nın altı saat ilerisinde ve Tuna Nehri üzerinde bulunan bir taş köprüyü tutmak ve düşman güçlerinin buradan geçmesine engel olmak üzere görevlendirir.
Bu hain, görevlendirildiği yere gitmiş, fakat köprüyü tutacağı yerde, yüksek bir tepeye çıkmış ve kendi imamının uyarılarına rağmen, müdahalede bulunmayarak, düşman güçlerinin köprüden geçişini seyretmiştir.
İki ateş arasında kalan Osmanlı kuvvetleri, meşum akıbetle karşı karşıya kalmıştır.
Kara Mustafa Paşa’nın burada uğradığı ikinci bir ihanet de, Budin Beylerbeyi Arnavut İbrahim Paşa’nın ihanetidir. Onun da bir meseleden dolayı Kara Mustafa Paşa’ya şahsî kini vardır. O da, daha savaş başlarken kumanda ettiği sağ kanat kuvvetlerini geri çekerek savaş meydanından sıvışıverir ve Kara Mustafa Paşa’yı düşman kuvvetleriyle karşı karşıya bırakıverir. Tarihçi İsmail Hami Dânişmend, Arnavut İbrahim Paşa hakkında, “Şerefsiz, haysiyetsiz, namussuz Arnavut” tabirini kullanır. Tabiatıyla bu kadar ihanet karşısında mağlubiyet kaçınılmazdır.
Viyana bozgunu Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıdır. Hıristiyan dünyası cesaretlenmiştir. Arkası çorap söküğü gibi gelir.
Her iki hain de cezasız kalmaz, Arnavut İbrahim Paşa, ihanetinin cezasını hayatıyla öder. Mustafa Paşa, hain Kırım Hanı’nı da azlederek yerine, İkinci Hacı Giray’ı Kırım Hanlığı’na getirir. Yirmi gün geçmeden her iki hain de böylece cezaları çekmiş olur. Fakaat, Asıl ihanetin cezasını torun Kırımlılarla, Arnavutlar asırlar sonra çok daha acı bir şekilde çekerler.
İkinci bir örnek, Filistin örneğidir. Osmanlıya ihanet edenler, bugün ne durumdalar dünya görüyor. Bunu vicdan sahibi Filistinliler söylüyor. “Osmanlı’ya yaptığımız ihanetin cezasını çekiyoruz” diyorlar. Kırım, Arnavut ve Filistin katliamlarında yine yüreği yanan bizler olduk.
Son bir örnek de, Birinci Dünya Savaşı sırasında sergilenen Ermeni ihanetidir. Ermeniler asırlarca, Osmanlı idaresinde huzur ve refah içerisinde yaşamışken, dış düşmanların tahriklerine uyarak, bulundukları bölgelerde Müslüman halkı katlederek ihanetlerini ortaya koydular. Sonunda ne oldu? Huzur içinde yaşadıkları yerlerini ve yurtlarını kaybettiler. Hâlâ bu kava devam ediyor.
Türkiye şimdi, ülkeyi bölüp parçalamak, devleti zaafa düşürmek isteyen başka bir ihanetle karşı karşıya. İhanet içindeki insanlarla aynı gemideyiz, gemi batarsa zararı hep birlikte görürüz. Onun için ihanet içinde olanların, akıllarını başlarına alması, aklı başında olanların da, bu hainleri, uyarmaları ve tarihî olaylardan ibret almaları gerekir.
Biz Türk’üyle, Kürd’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle kaynaşmış bir toplumuz. Bu aynı zamanda güç kaynağımızın da temelini teşkil eder.
Bu dönem Meclis’e giren bazı milletvekillerinin mitinglerde, “Asker, biyolojik silah kullanıyor” diyerek bir kısım halkı, güvenlik güçlerine karşı tahrik etmelerini anlamak mümkün değil. Bunlar hâlâ, PKK’yı terör örgütü olarak da görmüyorlar.
Evet, demokrasiye sahip çıkalım. Parti kapatmayı zorlaştıralım. İhanet içerisinde olanlara bile, anlayış içerisinde yaklaşalım. Ama devleti bölüp parçalama gayreti içerisinde, suç işleyenler de cezasız kalmamalı. “Hapis yatmasını da biliriz” diye efelenenlere de suç işlemeleri halinde ve âdil yargı önünde dünyanın kaç bucak olduğu gösterilmelidir.
Eli silahlı katillere, sınır ötesi operasyonla hak ettikleri cezayı vermeye çalışan Silahlı Kuvvetlerimize başarılar diliyorum. Dualarımız onlarla beraberdir.
“Kardeşlik ve barış içerisinde yaşamak varken, kavga niye?” demekten de kedimizi alamıyoruz.

Telif Hakkı. Mehmet Ali UZ © 2007. Tüm Hakları Saklıdır.
Bilgi Rehber