Online :
1
Bugün :
8
Toplam :
140168

Günlük Olaylar ve Tarihi Bir Nükte

Tarihte, Türk dünyasında ve İslâm âleminde büyük nüktedanlar yetişmiş. Zaman zaman onlardan güzel nükteler nakledilir. Bunları zevkle dinler veya okuruz. Güzel bir nükte bizi içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumdan uzaklaştırıverir.
Bazen küçük bir nükte, bir cilt kitaba bedel olabilir. Nüktelerin tarihî, vurucu, düşündürücü ve ders verici yönleri vardır.
Ülkemizin sık sık değişen gündem konuları üzerinde yüzlerce köşe yazısı yazılıyor, fakat hiçbir faydası olmuyor. Herkes yine bildiğini okuyor. Böyle durumlarda söylenen bir Arap atasözü var. “Kellim kellim la yenfa” yani “Söyle söyle faydası yok” derler. Aynen böyle oluyor.
Bugünlerde de sınır ötesi operasyon ve terör olayları tartışılıyor. Bu konuda da söylenecek söz kalmadı gibi. Ağzı olan konuşuyor, kalemi olan yazıyor.
Sınır ötesi harekât ile ilgili tezkereyi Meclis’ten ittifakla geçiriyorsunuz, ama gereği bir türlü yerine getirilemiyor. Toplum büyük bir beklenti içerisine girdi. Bu durum Türkiye’nin gücüne gölge düşürüyor endişesini akla getiriyor. Keşke bu yetki, operasyon yapılacağı an çıkarılmış olsaydı. Hainler ve Irak yöneticileri bundan cesaret alarak, tutarsız beyanlarda bulunuyor. Heyetin biri gelip, diğeri gidiyor. Ama bir türlü istenilen sonuç alınamıyor. ABD’nin istediği üç günlük süre sonunda da koskoca bir, “Kuzey Irak’a girmeyin.” nasihatı çıktı. Cereyan eden son olaylar, toplum olarak strese girmemize sebep oldu. Nerede ise ruh sağlığımız bozulacak. Halk sokaklarda… Allah’a şükür bir taşkınlığa ve aşırılığa fırsat verilmiyor. Yine de zaman, lâf zamanı değil, bir şeyler yapma zamanı.
Kalleş Ermeni dölleri yılardır Türk milletine çok büyük acılar yaşattı. Büyükanıt Paşa’nın “Bize bu acıları yaşatanlara, o acıları, hayal bile edemeyecekleri bir yoğunlukla yaşatacağız” sözleri topluma ilaç gibi geldi.
Meclisteki bir gurup adamla bir kesimin hep bir ağızdan “Kuzey Irak’a girmeyin” sözleri de kafa karıştırıyor.
En iyisi bugün bu tartışmaları bir kenara bırakarak, okuyucularıma tarihî bir nükte nakletmek istiyorum.
Timur İran’ı baştan başa istila edip Şiraz’ı aldığı zaman, eskiden beri merak ettiği, meşhur Acem Şairi Hafız Şirazî ile görüşmek istemiş ve şairi huzuruna getirtmiş.
Hafız’ın para sıkıntısı içerisinde bulunduğu, durumunun hiç de iyi olmadığı bir dönem. Üstü başı da perişan. Timur, şairin bu durumunu görünce, “Hafız, şu hâline bak! Bir şiirinde, benim uğrunda şu kadar masrafa katlandığım ve bana şu kadar cana mal olan Sermerkant ve Buhara’yı sevgiliyin bir siyah benine feda etmişsin. Bu cömertlik senin neyine? Şu hâline bak!” deyince Hafız, taşı gediğine koymuş ve ihtişam içerisindeki Timur’a karşı şu meşhur nüktesini patlatmış.
“- Sultanım, siz ala ala, biz de vere vere bu hale geldik.”deyivermiş.
Hafız’ın bu nüktesine kahkahalarla gülen ve nükteyi çok beğenen Timur, şairimize yüklü bir ihsanda bulunmuş.
Akla, “Biz de acaba teröre ve komşularımıza taviz vere vere mi bu hallere geldik?” sorusu geliyor Artık toplum olarak tahammülümüz kalmadı. Şimdi ne olacaksa olsun noktasındayız.

Telif Hakkı. Mehmet Ali UZ © 2007. Tüm Hakları Saklıdır.
Bilgi Rehber